Zeynel Şahan (Dede) / Anadolu Aleviliği

09 Haziran 2016, Perşembe

    Esirgeyen, bağışlayan Ulu Tanrı adını anarak sözlerime başlıyorum.

  Ey deşti Kerbela’nın sıcak kumları taşı toprağına 72 şehidin kanı ve Ehliyet masumlarının gözyaşlarının meydana getirdiği balçıktan yaratılmış sevgili canlar bu güzide topluluğa katılan, bu günümüz paylaşan herkesi Selamlıyorum. Merhaba

  Sevgili Canlar

     Alevilik ne bir mezhep nede Diyanet yetkilerinin belirttiği gibi bir tarikattır. Alevilik İslam’dır. İslam’ın yıllarca süren kavgalarının neticesinde ortaya çıkmış, bir yorumdur. Alevi herhangi bir mezhebe mensup değildir. Alevi doğrudan doğruya Hz. Muhammed’in son veda haccında Gadirhum’daki hitaplarında işaret ettiği gibi onun evladına, yani Ehlibeytine bağlı kalmıştır.

     Alevi, bütün dökülen kanlarına karşın zindanlarda çürüyen bedenine karşın, bütün baskılarına karşın bugüne kadar Hz. Muhammed ve onun evladına sadık kalmıştır. Abbasiler döneminde mezhepler doğarken Alevilerin biz İmam Cafer-i Sadık Mezhebindeniz, Cafer’iyiz demleri bundandır. Alevi , “Çektiğim cevri cefalar sevdiğim senden ötürü demiş”,gözyaşı dökmüş. Evlat acısı çekmiş, ama peygamberlerinin ve onun evladının yolundan ayrılmamıştır. Ne Emevi’lerin, Abbasi’lerin ne Osmanlı’ların baskıları, günümüz Amasya Suluova, Tokat, Sivas, Çorum, Erzincan, Elbistan, Malatya ve Kahramanmaraş olaylarının etkileri O’nu yolundan döndürememiştir. Alevi hak bildiği yolda yürümüş ve bugün sesini toplumlara dinletir olmuştur.

 Sefine-i Nuh’tur evladı Ali ona yetişen tufan mı? Olur.

  Değerli Canlar,

Eğer Kerbela’da akan masum Ehlibeyt kanı olmasaydı, eğer bu kanlar üstüne dökülen Alevi gözyaşları olmasaydı, bugün İslam’dan eser kalmazdı. Okanlar ve gözyaşları, İslam ağacını yeşerten unsurlar olmuştur. Alevi günümüzde de Muaviye’cilere karanlık, güçlere karşı rejimin yılmaz bekçileridir, koruyucularıdır. Ne mutlu bizlere İmam Şafi’nin dediği gibi Ali’yi ve evladını sevmek Rafızîlikse, koben bin kez rafiziyim.

 Değerli Dostlar

    Alevilik İslam’ın bir yorumu dedik bana göre Sünnilik şekle sarılmış, Alevilik öze bağlanmıştır. Sünnilik göze hitap etmeyi, Alevilik gönüle girmeyi yeğlemiştir. Birincisi zarfı temsil eder, ikincisi mazrufu, zarfı yeğleyenler, zarfı açmadıkça zarfın içindeki mazruftan haberdar olamazlar, içeriğini öğrenemezler.

Alevilik yolu Peygamber soyunda gelen Seyyidler ve onların görevlendirdiği rehberler, dedeler tarafından sürdüre gelmiştir. Zamanla Seyyid’lik rehberlik, dikmelik gibi sıfatların tümünün yerini Dedelik almıştır.

 BABA İSHAK OLAYI VE MOĞOL İSTİLASINDAN SONRA

    Anadolu büyük bir öncüye ve bilgiye muhtaçtı. Aranan ve istenen güneş horasanda Hacı Bektaş Veli adıyla Anadolu’da yeni bir umut kapısı açıyordu, bu kapı günün suluca höyükü bu günün Hacı Bektaş ilçesidir.

       12. ve 13. asırlarda Anadolu Fütüfetinin Pirleri Hacı Bektaş-i

Veli etrafında toplandılar. Bunların başında: Kırşehir’de Ahi Evren Sultan, Ankara’dan Haydar Sultan ve Taptık Emre Sultan, Gülşehir’de Şemsi Tebrizi Sultan, Akşehir’de Sehid Mahmud-i Hayran-i Sultan, Konya’dan Sahit Emre Sultan, Tokat’tan Hubuyar Sultan, İzmit’te Akyazılı Sultan, Bursa’da Emir Sultan, Eskişehir’de Seyitin Süzcadin Veli Sultan –Sivas’ta Kara Donlu Can Baba Sultan, Malatya’dan Dede Kargın Sultan, Tunceli’de Baba Mansur Sultan, Çorum’da Koyun Baba Sultan ,İstanbul’da Erenler Gözcüsü Karaca Ahmet Sultan ve Erenler Gülü Şah Kulu Sultan ,Erzurum’da Mir Seyiy Sultan ,Seyit Ali ve Sarı Saltuk Baba Sultan .

  Hacı Bektaş Ocağının Ulu Pirleri olarak Anadolu yurduna dağıldılar. İnsanın temi bedenleri ne İslam’ın özgün yorumunu tasavvuf bilgisi içinde yoğurarak ruh ve gönül birliğinde halkı cerağah’lar da birliğe ve bütünlüğe çalıştılar.

Bu günkü Anadolu Aleviliğinin ve Bektaşiliğinin inanç, felsefe ve kültür sisteminin ilke esaslarını koydular. El ele el hakka sistemi içinde insanı hakla, hakikat yolu bilgisini talipleri olarak bir can, bir ruh, bir gönül, yapısı içinde kardeşliğe, sevgiye, eşitliğe ve irfana sahip kıldılar.

   Mevlana Celalettin Kaygusuz Abdal Sultan gelir: Hacı Bektaş Veli inanç, düşünce felsefesinin, en büyük yorumcuları olmuştur.

      Giderek gelişen ve yaygınlaşan Anadolu Aleviliği ve Bektaşiliği on iki ocak Pirliği kırk dergâh üç yüz altmış Halife rehberliği ve İrşad kolu olan bugün adına bahagan denilen dede baba sistemini

Tarihini varlığına ve şahsiyetine kavuşmuştur.

İnanç sisteminde Pir Rehber Mürşüdü Kamil, Talib, Musahip, cem esası içinde taliplerin dört kapı menziline yetiştiren sevgide ve bilgide aynı egoda insanların toplayan bu inanç sistemi fert ve toplum hayatına dil, renk, sınıf, cinsiyet, farkı yaratmadan adalet de sevgide eşitlik ve paylaşımda insanları birliğe erdirmeyi amaçlayan teori pratiğe sahiptir.

Bu manevi kurumlaşma fert ve toplum hayatının psikolojik, sosyolojik, felsefi kavramları onların maddi hayatına işleyerek pozitif bir yaşam biçimine ve ideolojisini evrenselleştiren sosyo kültürel kozmopolitan bir toplumsal yapı birliğini günümüze kadar getirmiştir.

Böylece: Hacı Bektaş Veli’nin yüce şahsiyetine onun inanç, düşünce ve felsefesi kendisinden sonra yeni evrensel değerden Şah Bedrettinler, Şeyit Nesimiler ve Pir Sultanlar akımın kaynağı olarak bu günde Anadolu insanının gönlünde ve bilgisinde taht kurmuştur.