Zeynel Şahan (Dede) / Sevgili Dostlar

09 Haziran 2016, Perşembe

Sevgili Dostlar bugün burada Ülke’nin gündemini konuşuyoruz. Bu gündem tamamen bizim irademiz dışında oluşuyor ve gelişiyor. Son zamanlarda bir barış söylemi oluştu. Biz Aleviler barışın telaffuz edilmesinde bile mutlu oluruz. Zaten aksini düşünmek hem Aleviliğin özüne, hem de tarihine ters düşer. Ancak hangi barış nasıl bir barış bunu iyi anlamalıyız. Şuan konuşulan barış hakkında veya içeriği hakkından bir şey bilen yok. Alevilikte barış; Adaletle, paylaşımla, eşitlikle ve karşılıklı rızalıkla olur. Tarafların eşit güvensiyle sağlanır. İçerisinde Adalettin olmadığı bir barış, barış olamaz.  

     İslam dini barışı ifade eder. Zira Allah biz seni Âlemlere Rahmet olarak gönderdik diyor; Peygamberlerimize. Bütün Âleme Rahmet olarak gelen Peygamberi ve tebliğ ettiği dini sadece bazı meşreplere veya mezheplere mal ederek, onların çıkarlarını gözeterek bir din anlayışı olamaz. Bir Din bir takım siyasi ameller, çıkarlar bunlara bağlı birliktelikler için kullanılamaz, kullanılırsa Din Dinden çıkar. Biz Aleviler Barış’ın 72 milleti kucaklamasını bekliyoruz. Bu Ülkenin en önemli sorunlarından biri Alevi sorunudur. Çözüme yönelik hiçbir adım atılmazken Alevilerin barış sürecine destek vermesi isteniliyor. Peki, Alevilerin sorunlarını neden göz ardı ediyorsunuz bunu sormak zorundayız. Buna karşı duyarsız olamayız. Sorunlarımız çözmek bir takım haklarımızı almak için ilada dağ’a mı çıkmamız gerekiyor.

O zaman nerde Demokrasi nerde insan hakları, nerede hukukun üstünlüğü. Türkiye Cumhuriyeti hukukun üstünlüğüne inanan ülke değimlidir.

     Sevgili Dostlar biz barışı Dinimizde, Peygamberimizde, Hz. Âlimizden, Hz. Hüseyin’imizden on iki imamızda, biz barışı Hacı Bektaş Veli’nin aslanla ceylanı barışık kılmasından öğreniyoruz. Biz barışı;” Pir Sultan’ın ben halkımı hak bilirim “sözünden, “Yunus’un yaratılanı severim, yaratandan ötürü” sözünden, biz barışı Ulu Önder Mustafa Kemal’in “Yurtta Barış, Cihanda Barış “ilkesinden öğrendik. Barışı da bunları anlıya bildiğimiz kadar gerçekleştirebiliriz.

     Kısaca : bu barış Alevileri dışlayan bir barış anlayışıdır.Şuan  barış’tan yana olanlar  Aleviliği dillerine almaktan bile kaçınıyorlar.Alevilerinde artık kendileriyle ilgili gelişmeleri iyi okumaları,iyi değerlendirmeleri gerekiyor.Kimlerin arkasına takılıp gittiklerini , kimlerin değirmenine su taşıdıklarını görmeleri gerekiyor.Hak yenilen yerde barışın olamayacağını biliyoruz.Alevilerin hakkı yeniliyor,hakları verilmiyor.Oysaki Hz Ali diyor ki; “Hakkını Savunmayan Hakkıyla Birlikte Şerefini de Kaybeder”.